18 Ocak 2010 Pazartesi

Kürk Mantolu Madonna




Sabahattin Ali Cumhuriyet’in ilk yıllarında gerçekçi edebiyat akımının öncüsü olur. Bu eserinde de gerçekçiliği ile görünmeyen yüzleri ortaya çıkarıyor. Belki de birçoğumuzun görmezden geldiği ve biraz da unuttuğu yüzler ortaya çıkıveriyor. Sadece yüzler değil tanımlayamadığımız duygularımız da… İçte yaşadığımız ve anlatamadığımız birçok kez kendimize sakladığımız duygular pervasızca dökülüyor bu eserin sayfalarında. Kısacası sırlarımız açığa çıkıyor.
Kürk Mantolu Madonna bu yönüyle başarılı bir psikolojik anlatıdır. İnsanların iç yaşantılarındaki ilk kıpırtıları, mutluluğu ve yıkımı sırayla verir. İnsanın zayıflığını da en güçlü yanını da işler, ucunu zamana kaptırarak. Zamanla güçlenen ve zayıflayanları ya da zamanın güçlü ve zayıf yanlarını duyumsarız.  Zavallılığımızdan gelen o güç, sarsılmaz sandığımız ama aslında en kalın yerinden kolayca kopabilecek olan kudret bu kitapta kırılıverir. Acaba demeye başlarız. Raif Bey ve ben… Birden çırılçıplak kalır ve Raif Beyle yüzleşiriz. Sorar bize “hayat nelere küstürdü sizi, siz nerde hata yaptınız peki” diye. Bizi suskunluğuyla ezen kahramanın karşısında susma lüksümüz kalmaz. İşte o an çıplak kalırız.
Oturtmaya çalıştığımız düzenin içinde yitirdiklerimiz vardır bu kitapta. Görmezden geldiğimiz, bir an bakıp gözlerimizi kaçırdığımız insanlar, göz kırpar ve aslında o zaman anlarız, görmezden geldiğimiz kimliklerimizden kaçışımızın yersizliğini. Okuyunuz…
Bana bu muhteşem birinci baskı Kürk Mantolu Madonna'yı hediye eden canım Emel'ime bitmez tükenmez teşekkürlerimle...