"Bir kitapta okumuştum, 'Hiçbir kahvenin tadı kokusu kadar güzel değildir', diye" dedi kız, önünde duran kahvelerin kapaklarını tek tek açıp koklarken, Irısh Cream... Ona gelince durdu. 'Ve' dedi, 'bence aşkın da bir kokusu vardır ve hiçbir aşkın tadı kokusu kadar güzel değildir.' Elindeki kavanozdan bir nefes kadar uzun, baş döndürücü bir koku burnunu sızlattı. 'İşte benim aşkım da böyle kokuyor.'dedi.
Böyle kokuyor olmalıydı. Yaşanmışlık sinen bir koku gibi, kahveye sinmişti kokusu, yaşanmışlık sinen bir koku kadar yaşanmış kılardı bu onu.
(Serkan'a dost şükranlarımla...)